MODACRUZ



Merhaba sevgili blog okuyucuları ,


   Herkese kendine ait bir dükkanı olma imkanı veren bir site burası. Bence geç bile kalınmış bir uygulama. Ve türevlerinin arasında en kalitelisi olduğunu düşünüyorum.

  Daha önce satın aldığımız fakat bir şekilde kullanamadığımız eşyalarımızı çok para verdiğimiz için ne atabildik ne başka birilerine verebildik, bir ara işe yaracak umudu ile hala sandıkların , hurçların, dolapların içerlerinde duruyorlar

   Bir çoğunu çevremize, ihtiyaç sahiplerine zaten iletiyoruz fakat maddi anlamda bizi sarsan eşyalarımız kişisel bir müze oluşturmadı mı ?  :):)

Açıkcası bana hem savurganlığımı biraz da şapşikliğimi hatırlatıyor.. Bunları satınca içime su serpiliyor en azından çok zarar etmedim diyorum .


 Bu yukarıdaki sebeplerden dolayı özellikle kullanmadığım bi heves uğruna aldığım kozmetik ürünlerimi,kıyafet ve akseuarlarımı satıyorum.

Sizleri de kendi minik dükkanıma beklerim  :)

https://www.modacruz.com/dolap/tatlicidukkani


Sevgiler,

2017 YAZ TRENDLERİ



2017 yaz kapımızda , bavulumuzun olmazsa olmazları ne olacak? 
Özellikle tüylü terlikleri oldukça sık göreceğiz. 



Çantalarımız da şekil değiştiriyor. Yazları deri çanta kullanmak bir yana keten çanta bile kullanmak istemezken 2017 hasır çantaların yılı olacak . Büyük boy olanlar elbette plajları süslerken, çapraz askılı olanlar yaz kıyafetlerine çok uyumlu olacak





Alışveriş yaparken beni en çok heyecanlandıran yaz akşamları için aldığımız elbiseler, bu sene yine çiçekli, dantalli elbiseler yerlerini aldı . Kendim için mağazalarda beğenip alınacaklar listeme eklediklerini aşağıda sizlerle paylşıyorum 











Son olarak 2017'nin en göze çarpan modellerinden birini ekleyip bitiriyorum




INSTAGRAM



  Instagram hayatımıza hızla yerleşti. Artık gün içerisinde en çok ziyaret ettiğimiz alan instagram oldu.
Öyle ki bazı zamanlar google da aramak yerine instagramda arama yaptığım oluyor.

Sadece yakın çevremizi değil , fenomenleri , moda sayfalarını, alışveriş sayfalarını, sevdiğimiz dizileri... Her şeye ulaşabiliyoruz.

En sevdiğim sayfalar genellikle dekorasyon hesapları, moda hesapları , yeni açılan mekanları tanıtan sayfalar..

Bende kendimce tüm sevdiğim hesapları bir hesapta toplayıp kendime bir alan oluşturdum. İçeriği doldurmadan burada sunmak istemediğim için sevdiğim şeylerden oluşan bir  derleme yaptım.
Kendi çekeceğim fotograflarında olacağı bu hesabımı aşağıda sizlerle paylaşıyor olacağım.







Hesabımda genel olarak alışveriş,dekorasyon ve film tavsiyeleri olacak. herkesi beklyorum.



MAYIS GELDİ ANNELER GÜNÜ KAPIMIZDA


    Tüm aylar içerisinden bir ay seç derseniz bana "MAYIS" derim. Ne güzel bir ay sıcak ama bunaltmıyor. Dışarıda istediğin gibi gezebiliyorsun. Her yer çiçek açmış , pırıl pırıl güneş..

Tam bu ay içerisine anneler gününü de yerleştirmişler ne güzel olmuş, ne güzel yakışmış.

      1 yıl içerisinde pek çok özel gün var. Hepsi beni teker teker heyecanlandırır. Mesela sevdiklerimizin doğum günleri, kendi doğum günümüz, babalar günü, yılbaşı akşamı.. gibi  ama anneler günü hep bir başka. Çocukken annemize çaktırmadan kahvaltı hazırlamaya çalışmıştık hatırlıyor musunuz? Hepimiz dağlardan tepelerden annemize çiçekler toplamıştık. Ne güzel anılar..

   Yine yaklaşıyor  annelerimize ait olan o nadide gün.Eminim hepinizin içi kıpır kıpırdır. Tabi annelerimiz o büyük naiflikleri ile sıfır beklenti içerisinde kendilerini hatırlamamızı, minik öpücüğü yeterli buluyor.
Annelerimiz  ne kadar "zahmet etmeseydin , ne gerek vardı" dese bile bizim asla içimiz el vermez,
"Hediyesiz Olmazdı" deriz.

Biricik annelerimize alacağımız hediyeyi nasıl seçeğiz peki?? Gerçekten neredeyse 1 aydır düşünüyorum. Hem anneme özel olmalı diyorum hem benim hislerimi anlatmalı.

Bunları düşünürken annelerimize özel hediyeler hazırlayan sayfaları ziyaret etmeden geçemedim.
Anneye hediye bulmanın en iyi yollarından biri birazcık internette araştırma yapmak.


Kendim için uzun düşünmeler sonucunda bir kaç seçeneğe düşünürdüm, sizlere de anneler günü hediyesi için fikir olması adına blog sayfamda da yer vermeye karar verdim fakat hala karar seçenekleri 1 e düşüremedim Gelin bana yardım edin. Annelerimizi mutlu edecek güzel bir hediye seçelim.


Hediyesiz olmaz 1.

CANIM ANNEM KAHVE FİNCANI

  İlk aklımdan geçen hediye şöyle; Anneciğim her gün illa bir bardak Türk Kahvesi içiyor. Hem keyfini ikiye katlarım hem akşam üstü kahvesini ellerimle hazırla hediyemi sunarım. Ne diyorsunuz?



Hediyesiz olmaz 2.

ÖZEL FOTOGRAF TAŞ BASKI

 Aklımı çelen 2. hediye ise annem ile benim olacağım  bir fotograf. Fakat klasik çerçeve içerisinde değil . Hem görsel olarak güzel hem anlamlı .


Hediyesiz olmaz 3.

AYNA VE TARAK SETİ

  Her Kadın için geçerli olduğu gibi annelerimizde çantasında ayna ve tarak taşıyor. Bir de bu eşyaları kendilerine göre kişileştirilmiş ise bence çok güzel ve naif bir hediye oluyor.




Hediyesiz olmaz 4.

FOTOGRAF BASKILI PLAKET

 Annelerimize sevgisi göstermenin, resmileştirmenin güzel yollarından biri onun adına özel olarak hazırlanıcak bir plaket. Oldukça duygusal , bayıldım. Siz ne düşünüyorsunuz?




Hediyesiz olmaz 5.

ÖZEL RENKLİ KUPA BARDAK

Kupa almayı düşünmemiştim fakat bu kupanın tasarımını çok sevdim. Kendi isteğime göre özelleştirebileceğimden dolayı tercihlerimin arasına giriyor.






Benim arasında kaldığım 5 hediyem bu şekilde. Umarım sizlere de fikir vermişimdir.
Yorumlarınızı ve yardımlarınızı beklerim.
Hepinizi öpüyorum.












KONTROLSÜZ GÜÇ GÜÇ DEĞİLDİR




Çok severim bu sözü. Bir lastik markasının sloganıydı yıllar yılı. Nasıl aklıma kazınmışsa..
Reklamdaki ses tonu kafamın içerisinde yankılanıyor şu an KONTROLSÜZ GÜÇ GÜÇ DEĞİLDİR

Aklıma nereden geldi?? Niye böyle başladım hemen ona dönüyorum. Herkesin evinde televizyon var öyle değil mi? Sahip olamamaktan değil ama tercih etmedikleri için almayan bir kesim insan da var.
Mesela neden almıyor -çünkü aptallaştırıyor  ya da -bilgisayar yerini aldı diyorlar.

Bence ikisi de yalan. Hep kandırmaca , toplum psikolojisi.

Maalesef Türk halkı olarak yönlendirilmeye çok açığız, hatta bir adım daha ileri gidiyorum muhtacız. Kendimi en başta dahil ediyorum.
Neden hoşlandığımız, nerede takıldığımız açık seçik ortada. Yayın tarafı da veriyor bunları bize sağ olsunlar. Beynimiz yanıyor.


O yüzden kimse kusura bakmasın Ana kanal gündüz kuşağı ölsün istiyorum. Akşamüstü dizilerimiz iyidir hoştur ama bana göre değildir. Size göre de mi değil? O zaman gelin benimle elimizdeki gücün kontrolünü ele geçirelim.


Nur topu gibi miss gibi kanallarımız var. TLC, NTV, NTV SPOR, CNN TURK, DISCOVERY CHANNEL , ANIMAL PLANET, DISCOVERY PLANET, NATIONAL GEOGRAPHIC...


Çok kaliteli programlar var hakikaten. Televizyonu akıllı kullanmak diye bir olgu var.


Size hızlıca 2 program öneriyorum ..




Benim en büyük favorim LIP SYNC BATTLE..

Hollywood aktörleri dünyacı ünlü şarkıcıların taklitlerini yapıyor.
Fakat öyle bildiğiniz gibi değil. Sadece görüntü, makyaj ile taklitlerini yapmıyorlar yani.

Tamamen yeteneklerini konuşturuyorlar ve ortaya muhteşem bir şov çıkıyor. Pazar geceleri saat 23:00'da olması lazım. Önce aşağıdakini bir izleyin. BOMBA .

*Dayanamayıp bir kez daha izledim








2. önerim anladığınız üzere NTV kanalında Cumartesi günleri 12:15'de "TAM ZAMANI"
Ne yalan söyleyim cumartesi günleri geç kalkmak en büyük hobim.
Sonra kahvaltımı yapıp elimde çayımla salona geçince açıyorum NTV'yi hemen başlıyor .
Zamanlamam bu konuda çok iyi.

Sunucuları Selahattin Dönmez ve Demet Şener.

Selahattin Dönmez -uzman diyetisyen.  Bildiğim kadarıyla Demet Şener'in diyetisyeniymiş ve sonrasında arkadaşlıklarını geliştirip beraber kolları sıvayıp program yapmaya karar vermişler.. İyi de olmuş.Her Cumartesi sabahı diyetisyenim evime geliyor.


Bu program yeni yeni oturuyor diyebiliriz.
Böyle bir program konusunda gerçekten ülkece bir açığımız vardı.
İçerisinde tahmin edersiniz ki sağlıklı beslenmeden tutun, pilatesten yoga'ya..
Çeşitli sağlıklı yemek alternatifleri ve tarifleri var.
Zaten 30 dakikalık bir program. Çay keyfimi yaparken bilgi ediniyorum.

Cumartesi sabahları magazin programı izleyen güç sahibi arkadaşlarıma duyurulur. Kontrol edin artık :)

Sevgiler,

öpüldünüz.








TELEFONUMDA NE VAR?


Sandığınız gibi telefonumdaki tüm uygulamaları saymayacağım.
Nasıl saçma geliyor öyle şeyler.

Sizlere herkesin çok uzun zamandır bildiği benim yeni kullanmaya başladığım uygulamalardan ve bir oyundan bahsedeceğim...


1. SLEEP CYCLE



Tahmin edeceğiniz üzere uyku düzeninizi ölçebildiğiniz bir uygulama.
İlk etapta ücretsiz. 5 gün boyunca geceleri uykunuzu ölçüp sonrasında uykunuzun ne kadar kaliteli olduğuna karar veriyorsunuz. Ben şu an 3. gecemdeyim. Aşağıdaki 1. görselde gördüğünüz gibi iyi sayılabilecek bir tablo var. Derin uyku modunda dinlenmeyi başarabilmişim. 1 kez uyanmışım.

2. tablomda neredeyse hiç tam bir dinlenme görünmüyor.
Gerçekten sabah uyandığımda hiç yeni uykudan kalkmış gibi hissetmedim kendimi.


                       


5. gecenin sonunda uyku kalitem düşük çıkarsa bir sonraki adıma geçeceğim. Bu nedir?
Uyku düzenimi ayarlamak için uygulama içindeki adımlara devam edeceğim.

Bu noktada uygulamanın yıllık bir ücreti var. 80TL
Sanırım düzenli bir uyku için işime yarayacaksa verebilirim.
Kaliteli uyku "günde 6-7 veya 8 saat uyuyorum. Yeteri kadar dinleniyorum" demek değildir.

Ne kadar derin uykudasınız, gece uyanıyor musunuz?
Sabahları yataktan kalkmak veya güne dinç başlamak kolay olmuyorsa bunun bir sebebi de uykunuzun verimsizliği!!

2. FAT SECRET




Kilo vermek için başvurduğum bir uygulama . Açıkcası her şeyin kalorisini görmek iştahımı kapatıyor. Galiba uygulamanın başarısı buradan geliyor.Bir rivayete göre bu uygulama ile 6 kilo vermiş insanlar..

Hem ne yediğimi kaydetmek oldukça keyifli. Dün ne yemiştim?? Derdini de ortadan kaldırıyor.
Şaka bir yana sağlıklı beslenmeye de teşvik ediyor. Aşağıda 27 Şubat tarihinde aldığım ve harcadığım kaloriyi ayrıca ne yazık ki kilomu görebiliyorsunuz. Bu gerçeği böyle bam diye yüzünüze vuruyor.


                                                


Aşağıda detaylarını paylaşıyorum. Bakalım eğer kilo verirsem birinci ağızdan buraya yazacağım.



3. MOBILE LEGENDS


Bu uygulamayı diğer uygulamalar gibi övünerek paylaşmıyorum çok çokta tavsiye etmiyorum.
 En son ne zaman telefondan oynadığım bir oyundan bu kadar zevk aldım hatırlayamıyorum. 
Belki TEMPLE RUN ilk çıktığında da aynı bu şekilde zevkle oynamışımdır.

                                       

Her neyse tabi bi 10 dk oynayayım oyunu değil bu. Erkekler bilir gerçi LOL, DOTA benzeri bir şey. Daha minik versiyonu diyebiliriz. Diğer oyunları oynamış biri bundan ne kadar zevk alır tam bilemedim şimdi.
Benim açımdan bilgisayar üzerinden 45-80 dk sürecek bir oyundansa bunu tercih ederim. Maksimum 25 dk sürüyor. 
Hem bir yandan bu tarz oyunları çok merak ediyordum. Bu şekilde ne olduklarını az çok anlamış oldum.

Oynarken aldığım ekran görüntülerini aşağıda paylaşıyorum.




ALIŞVERİŞ MERKEZİNE GİRİP ÇORAP ALIP ÇIKMAK !!





Dram büyük
Bu acı katlanılmaz..

Giderek daha karmaşık bir hal alıyor.

Nasıl toparlanırım bilmiyorum..

Yazının ilerleyen bölümleri için sizi uyarıyorum.

Şiddet içerir, psikolojinizi sarsabilirim. DİKKAT !!


Şaka bir yana .."Kendimize gelelim".. Artık bu tüketim çılgınlığına ( kendi çılgınlığıma özellikle) dur diyorum!

Kendimi tutuyorum uzun zamandur alışveriş yapmıyorum.

Tek aldığım bir adet file çorap ve ilk giydiğim gün resmen parçaladım.



Bir alışveriş merkezine girip sadece çorap almayı başarabilmek ne kadar zordur, bilen bilir!

Bu başlığı açmamın sebebi kendi sadeleşme kararımı kamuoyuna duyurmak,
Evet ben başardım, sizi de davet ediyorum

Vlogger, blogger , mlogger vs. sağ olsun kozmetik furyasının satışlarını 3 sene içerisinde patlattı.

Tabii doğru orantılı olarak bizim cüzdanlarımıza verdiği hasar,  neyse :)

Böyle tüketmeye ne zaman başladım diye düşünüyorum.
Onca eşyaya ne zaman sahip oldum?
Tüm bunlara ne zamandan beri ihtiyaç duyar oldum ?

Benim sadece benim !! ( burasını büyük harfler ile söylüyorum)
10 adet allığım var .
Gerçekten çok komik, trajikomik ..
10 çeşit allık rengi niye var  ki ??


Sonuçta geç kalmış olsam da bunun farkına vardığım için kendimle gurur duyuyorum.
Ve bu -şapşallığımı- sizlerle paylaşıyorum..


Mesela karar verdim. İhtiyaç duymadığım hiçbir eşya almayacağım özellikle kozmetik!

Bunun basit olduğunu düşünüyorsunuz değil mi? Basit değil :(


Bir video izlememe bakar ihtiyaç listesi çıkarmam.

Ve sussuz kalmış gibi kana kana alışveriş yapabilirim.



 İhtiyaç ve isteklerimi ayırt edemiyorum. Hepsine ihtiyaç duyuyorum çünkü.

Dünyanın sonunu tüketim çılgınlığı getirecek gibi görünüyor.



Geliyorum kurtulmak için neler yapıyorum?

Önce bir sıralama yaptım, sonra bölüm bölüm ayırdım hepsini

İlk olarak fazla kozmetik malzemelerimden kurtulmayı amaçlıyorum. Bir çocuğunu arkadaşlarıma, bazısını da modacruz.com da satışa koydum.

Sonrasında fazla kıyafetlerim , ayakkabılar, takılar.. daha başka fazla ne varsa ayıklayacağım.

Bir sonraki yazımda fotograflar ile fazlalık eşyalardan kurtulma serüvenime devam edeceğim...


ŞİMDİ




Kendimi geçtim aynıyı size çeviriyorum.

Bakın bakalım son 2 ay içerisinde ihtiyacınız dışı neler aldınız?






Biraz Kitaplardan Bahsedelim




Beni düşüncelerimden uzaklaştıracak, rahatlacak, umut verecek bir şey var. Kitaplarım.
Kitaplarımın içerisindeki kahramanlar, onların hayatları,duyguları..

Gerçekten kaçmak istediğim zaman veya yorulduysam dinlemek istediğim zaman kitap okuyorum.

Kitaplar -çok klişe evet ama- farklı dünyaların kapılarını açıyor ya işte buna bayılıyorum.


Bu sıralar ne okuyorum?


TANRI'NIN FORMÜLÜ



*Sizler için görselleri bizzat çektim.

Kitap ile ilgili söyleyebileceğim en önemli nokta; bilimsel teorileri güzel örnekler ile açıklıyor olması.
Fizik bilgim çok yeterli olmasa bile hepsini anlayabiliyorum.

Böylelikle yeni şeyler öğreniyorum.

Aynı zamanda kitabın içerisindeki aksiyon beni alıp götürüyor.

Dan Brown ile benzerlikleri ilk bakışta oldukça fazla olsa da işledikleri konularının farklılıkları, açıklama biçimleri ile birbirlerinden ayrılmaya başlıyorlar zamanla.



Peki yakın zamanlarda okuyup hala etkisinde olduğum kitap ?


TEPEDEKİ EV



Bu kitabımızın filmi dahi var. Aslında korku olarak geçiyor olsa bile psikolojik bir roman.
Hayatın yıprattığı bir kadının yaşadığı travmatik duygu yoğunluğundan bahsediyor çoğunlukla.

Ha sen dersen ben tüm bu duygu değişimlerinin aslında varlığına inanıp korku kitabı gibi okumak istiyorum. O halde buyrun. Hayal edin..



Baştan tekrar okumam gerekiyor dediğim kitap?


TAŞ MECLİSİ




Christophe GRANGE kitaplarının hepsi efsane.
Bu kitabıysa tam benim ilgi alanım -TELEPATİK GÜÇLER-
Esrarengiz olaylar örgüsüyle boğuşurken kitabın sonuna geliyorsunuz.

Daha sonra gerçek hayata çabuk kanalize olamıyorum o ayrı  :)




Ve son olarak bundan sonra ne okuyacağım ?

HARRY POTTER - FELSEFE TAŞI


*Kitabı daha temin etmediğim için görseli paylaşamadım tüh !!



HARRY POTTER serisini okumamış olmanın huzursuzluğunu üzerimden atmak istiyorum. Biraz uzun sürecek gibi görünüyor ama kararlıyım gençler.




EKSTRA *Ne dinliyorum







ÇAĞRI BARAN ' A






Uzun zamandır yayınlayabilmek için bir konu bulamamaktan yakınıyordum.

Aklıma bir şey geliyor boş sayfanın karşısına geçiyordum sonra bir şey oluyordu, vazgeçiyordum.

Araştırma yapmaya başlıyordum, sonra yine vazgeçiyordum.

Kısacası iyice kopmuş gitmiştim. Bu sayfaya geri dönmeyecektim.


...

Gel gelelim 25 yıllık hayatımın en büyük acısını yaşıyorum.

O artık aramızda  değil. Bunu kabullensem bile. Bir şeylerin bitmiş olmasını kabul edemiyorum.
Demek istediğim anılar,hisler.. hiç yaşanmamış gibi bitmiş olamaz...
Bunların yok olmasını kabul edemiyorum.

Uzun zamandır konuşmuyor olmamızı kaldıramıyorum.
Eksildim.
Çok özlüyorum..

Keşkelerim çok fazla.


Arkadaşım desem az kalır, yanlış olur biliyorum.
Şöyle ifade edebilirim.

"Yanındayken şımarık bir kız çocuğu olabiliyordum. Aynı sıraları paylaştık . Hocalardan benim yüzümden az mı eksiler aldı. "Çağrı konuşma" dediklerinde "ben değil Özge konuştu" hiç demedi. Birbirimizle hep uğraştık. Eşek göz derdi bana. Ben sinirlendikçe devam etti. Ne desem sinirlendiremezdim onu. Hep karşılık olarak kocaman gülümserdi, beni de güldürürdü. Daha bir sürü şey. Yeri bende çok başka. Bıraktığı izlerin unutlmasının , silmesinin imkanı yok. "

*Hep bir yerlerden çıkıp yanımda oluveriyordun ya şimdi de gelsen keşke.

Anlayamadım pek onu. Şimdi de gitti.. Aldı kocaman kalbini gitti aramızdan.


AH ÇAĞRI BARAN.


Bunun aslında ne olduğunu söyleyemem sana

Sadece nasıl hissettirdiğini söyleyebilirim


Şimdi çelik bir bıçak var nefes borumda.


Nefes alamıyorum


Ama hala savaşıyorum



Kafamı koydum, gözlerimi kapattım


Uyuyorum.


"Bekliyorum.." (14.09.2009)




















FİLM ARŞİVİ DEVAM SERİSİ


Sizlerle tekrar bir araya geldiğimiz için çok mutluyum.
Ayrıca bu kadar aradan sonra atmayı en çok özlediğim post'un film arşivi olduğunu fark ettim.


Son günlerde yaşanan olaylardan dolayı eminim ne film izleyebildiniz, ne tatil yapmak aklınızdan geçti ne de iş yerlerinizde verimli günler geçirebildiniz. Biliyorum.

Toparlanıyoruz, yenilenileniyor en önemlisi devam ediyoruz.


Şimdi ilk 2 film, korku sevenlere gelsin.




KORKU SEANSI 2 / THE CONJURING 2






10 Haziran 2016
2016 - ABD
Gerilim ,  Korku
133 Dak.
James Wan ,  David Johnson ,  Chad Hayes ,  Carey Hayes
,  
The Conjuring 2: The Enfield Poltergeist

Filmin yönetmeni James Van ise ben varım!.

Derler ya zühtünü ispatladı diye. Testere serisi ile tam olarak bunu yaptı.
Korku seansı serisi de kendi kategorisinde oldukça başarılı .


James Van filmlerinin arasında en sevdiğin hangisi diye sorarsanız, kesinlikle Ruhlar Bölgesi /Insidious.


LANETLİ ÇOCUK / THE BOY



17 Haziran 2016
2016 - ABD
Gerilim
97 Dak.
Stacey Menear
The Inhabitant

Zaman geçirmek için açtığım filmi beğenerek kapattım. Film başladığı andan itibaren gizem sizi sarıyor. Tüm filmi diken üzerinde izliyorsunuz.




ÖLÜMCÜL OYUN / ICH SEH ICH SEH




2014 - Avusturya
Dram ,  Korku
99 Dak.
Goodnight Mommy


Tür olarak Korku filmi olsa da bana kalırsa tam bir gerilim . O yüzden korku olarak adlandırmayacağım.

Film de bir insanın nasıl katile dönüştüğünü anlatıyor bana kalırsa.
İzledikten sonra en az bir hafta film hakkında düşünürken bulacaksınız kendinizi.


*Film seçimlerimle içinizi nasıl gerileme sürüklemişim belli değil. Katletmişim sayfamı. :)
Son film ile bu durumu dengelemem gerekiyor.



BENİM KOMŞUM BİR MELEK / ST. VINCENT


2014 - ABD
Dram ,   Komedi
102 Dak.
Theodore Melfi
,  
St. Vincent de Van Nuys








ÇAY SEVENLERE ÖZEL PÜF NOKTALAR





    Kimse inkar etmesin iş hayatının getirilerinden bir tanesi de çay !! Günde kaç bardak çay içiyorsunuz?
-Ben 3-4 bardak içiyorum-
Yine iyi bir ortalama. 10 bardak içenleri biliyoruz. Peki içtiğiniz çay lezzetli mi ?
-İş yoğunluğundan içtiğim çayın lezzetini düşünemiyorum-
( bir kere keyifli değil ki lezzetli olsun)  
diye cevap verenleri duydum !!
Ama evde çay içiyorsam o çayı keyfim için içiyorum. 
  Bir Karadeniz-li olarak 25 yıldır çayı yanlış demlemişim! 
  Şimdi gelelim çay demlemenin püf noktalarına ..




1.Çay demlerken kaynayan suyun üstüne çayı koymamalıyız, yoksa çay yanar ve tadı buruklaşır.
Çayı yakmadan paketlemek de bi o kadar zor oluyormuş. Bundan dolayı aynı markanın her paketindeki çayın tadı bir olmuyormuş.

2. Su kaynadıktan sonra suyu çayın üstüne hemencecik dökmüyoruz. Bu işlem de çayı yakar. Su 90 dereceye düşüne kadar bekleyip ondan sonra çayı demliyoruz.

3. Çayı demledikten 30 dakika sonra çay bayatlar. Genelde bizim ülkemizde bir çay demlendiği zaman saatlerce içilir . Çayın ömrünü uzatmanın bir yolu var!! Dememlenen çayı süzmek.

4. Porselen çaydanlık! Porseleni temizlemek ne kadar zor olsa da eğer çayın lezzetini almak istiyorsanız porselen çaydanlık edinmelisiniz.

5. Çayınızı şekersiz içiniz. ( yazan -1 hafta önce bıraktı- )


  Geçen günlerde gittiğimiz ve yine çay içtiğimiz bir toplantımızda konuştuk tüm bunları. Haydi bir koşu doğru çay demlemeyi deneyin. Sonra bana da farkını anlatın. Buradan bir tıkla mail adresime ulaşabilir ya da aşağıdaki kutucuğa yorum bırakabilirsiniz. Şimdilik görüşmek üzere.



**Bu bilgileri Of Çay Pazarlama Müdürü ile yaptığımız toplantımızda edindim.